Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)




ecem

Sen, Ben, O...

 

 

Sen, Ben, O !..

Her ben , dolaylı bir şekilde bir seni anlatış, bir senden yakınıştır.

Çünkü benim yerim seninle onun arasındadır.

Ve o değildir bana yakın olan, sensin

Ben ben olsam dilbilgisi kitaplarındaki tekil şahıs zamirlerini şu

sıraya göre düzenlerdim.

Sen, ben, o!

Başta sen gelir, çünkü ben diye bir şey yok sen olmadıkça.

Her ben, ben'liğini sen'le anlar

Behçet Necatigil

Ah Özlemler...

 

Onca kasvetli akşamdan sonra...

Nerden geldiğini bilemediğim

Ve belki de hiç bilemeyeceğim

Koyu bir mutluluk sarıp sarmaladı beni tam şu anda.

Odamda ayak seslerini duyduğum şarkı,

Sanki bir serenattı gece boyunca ruhuma,

Boşver diyor boşver,

Hey deli kız,

Ne takılıp durursun hatıralara...

Bak! Dinmiş lodosların uğultusu

Sönmüş Güneşin ateşi çoktan

Uzansan tutacaksın yıldızları

Pamuk daha pamuk ellerinle...

Ah...özlemler ahh

Birbirini öpen yağmur damlacıklarına ilişiyor gözüm

Hayret ! ilk kez ürpermiyor içim

Oysa ben hep korkmadım mı gök gürlerken,

Uykusuz kalıp, sabahlamadım mı?

Ah.. özlemler ah..

Bu gece daha bir zor olacak zaman tünelinde yolculuk

Nerden başlayacak, nerede bitecek

Kaf dağlarında mı anka kuşlarının kanatlarında mı?

Kirpiklerindeki sevda pınarlarından içmemi istercesine

Med-Çezir misali  bir ayrılıp bir kavuşurken,

Yüreğimde her mevsimin çiçeği işte tam bu vakit açıyor.

Aramam ki güzel olan her şeye senden başka bir sebep...

Ne hicran kaldı şimdi, Ne de sevdalara yakılan ağıt.

Bir kuş yeniden kanat çırpmakta

İçimde, bana uzak, sana yakın bir yerlerde...

Ah.. özlemler ah..

E.A

Yoklukta şimdi

 

 

Ellerden dualar alınmış, nefisler toklukta şimdi, 


Dillerden zikirler alınmış sözler boşlukta şimdi,


Kalplerden sevgiler alınmış hisler yoklukta şimdi,


Gözleri yaş dolu Allah(c.c)'ı anan dile hasretim

Gitmen gerek

 

 

yalnızlıkUçurum kenarında açamayan bir çiçek gibiyim

Korkuyorum!

Bir rüzgarla ayrılacağım köklerimden

Ve ben yok olup gideceğim.

Ne kopabildim aslında bunca zaman,

Ne de var gücümle tutunabildim yaşama.

Eyy bal gözlüm,  sanadır seslenişim!

Ne arkadaşım diyebildiğim, ne sevdam

Ne gel diyebildiğim ne de dön git,

Var git yoluna dokunma bana,

Kalayım ben bir avuç toprakla baş başa

Kaldıramaz yüreğim yok olur giderim bir dokunmanla

Bırak da kalayım ben yaşanmamışlıklarımla...

Çok bile bana dingin bir hava

Ve köklerimi ıslatacak kadar bir damla su

Var git yoluna dokunma bana

Kalayım ben yüreğimdeki dokunmamışlıklarımla...

f.e

Sebebini Bilmediğim...

   

Onca kasvetli akşamdan sonra... 

Sebebini bilmediğim

Huzur ve mutluluğu hissediyorum şu anda.

  Odamda gezinen müziğin sesi, 

Serenat yaparcasına ruhumu okşarken,

Boşver diyor boşver takılma hatıralarına...

Bak ! sönmüş güneşin ateşi çoktan

Dün gelmiş, yıldızlar yere inmiş...

Yanıp sönen, nefes alan ışıklar göz kırparken,

Gün batmış, ay ışığı olmuş özlemler.

Penceremde oynaşan yağmur damlacıklarına takılıyorum  bi anda

Parmaklarım takip ederken sevgi tomurcuklarını

Yolculuk yine anılarımda bitiyor.

Kirpiklerinin ötesindeki sevda pınarlarından içmemi istercesine

İki sevdalı misali bir ayrılıp bir kavuşurken,

Yüreğimde erguvan çiçekleri açıyor.

İşte o vakit,

Ne hicran kalıyor, ne de sevdalıya yakılan ağıt

Gönül penceremde... 

f.e

 

...

Hangi iklime gebedir içimdeki yağmur?

Sebebi sen olan hüzünlerin hangisi talan hangisi bozgundur?

Sahiplenmek midir?

 

Sevmek ya da aşk Sahiplenmek midir?

Yaradılışına görmeden, duymadan sadece yüreğinden gelenle sevebilmek,

aşkların en güzelini hissedebilmek konulmuş iken mümkün mü o benim diyebilmek.

Tende can ı hissetmek ve sadece bunun için yaşayabilmek yerine ruhlarda

sonsuz sevgiyi bulabilmek değimlidir aşk ı ebedi kılan.

Öyleyse nedir bu bencillik, nedir bu ya benimsin ya toprağın nakaratları.

Acı değil midir ya da kavuşamamak yüreğine aşkı kazıyan ve tüm hücrelerinde

senden izinsiz nefes alıp veren.

Sen benden gittin öyleyse yoksun derken, Sen zaten O olmuşken,  senden giden kim  ve geride kalan sen misin ki ?

Yalnızlığın tam ortasında zannettiğin kendin, aslında iki kalp atmaz mı bedeninde,

hayallerin hep çift kişilik değil midir ki, avuntuların ve seni mutlu kılan.

Asla asla firar edemeyen ruhunla yaşarken, beslediğin aşk ı  böyle basitleştirmek isteğin neden ?

Tarifini yapamadığın duygular yansımışken gözlerinize ve O' nunla görürken dünyayı

nasıl olurda hala gitti diyebilirsin ki?

Kör baksa aşkı görür, aşka baksa kör olur misali 

sen en kuytu köşelerinde sakladığını sanırken, masumiyetin vermez mi seni ele...

Gün gelir unuturum dediğin, her gün batımı daha bir bileylemez mi yüreğinde taşıdığını.

Serap diyebilir misin yaşadıklarına,

tozlu raflarda bekleyen kitaplar gibi atabilir misin bir köşeye,

sel olup akmaz mı gün be gün hadi söyle...

Söyle bülbülün aşkını sahiplenebilir misin?

f.e

Susmalı...

 

Susmalı insan sırası ona gelince... Bazen bir anlık susmanın anlatabileceği şeyleri saatler

süren konuşmalar anlatmakta yeterli olamıyor.

Bazen susuşlara saklanıyor sevgiler... bazen de nefretler... Her susuş beraberinde bir

birlikteliği getiriyor yada ayrılığın soğuk duvarlarını örüyor araya. Söyleyecek, söylenmesi

gereken çok şeyler olduğunda da susuyoruz çoğu zaman. Kendimize anlatıyoruz nedense

karşıda ki dinlesin diye hazırladığımız hep 'ben' le başlayan uzun cümleleri.. Ve bitişlerde hep

 acabalar  kalıyor aklımızda ..

Her şeyi bitiriyoruz kimi zaman tek bir söz söylemeden, açıklama yapmadan. Susuşlara

saklanıyoruz yine...Bırakalım da onlar anlasın diye...

Herşey bittiği zaman başlayan şeyler bazen güzel de olabiliyor ama hiçbiri sonsuza kadar

sürmüyor. Sonsuz olacak bu defa diyerek başlanan her şey yarım kalıyor. Yarım

hayatlarımıza bir de yarım insanlar ekliyoruz sonra. Ve her her seferinde savunmamız onları

sonsuz sanmamız oluyor.


Tükeniyoruz yavaşça... Tüketiyoruz hayatı. Susuşlardan sıyrılıp yol oluşlara sığınıyoruz

sonra. Gidiyoruz...uzanıyoruz sonsuza. Yolcular gelip geçiyor üzerimizden adlarını bile

öğrenemiyoruz acelelerinden... acelemizden.

Her yolun vardır bir sonu deyip kendi sonumuzu keşfe çıkıyoruz. Vardığımız diğer yol

ayrımları da aynı bizim gibi; hepsinin üzerinde izler var geçenlerden ve hiçbirini silebilecek

kadar kuvvetli bir rüzgar yok ortalıkta.


Terk edilişler başlıyor sonra yapayalnız kalıyoruz... Kendi yarattığımız sessizliğe çakılıyoruz.

Ve diplerde arıyoruz sonsuzları. Karanlık sarıyor bizi... Karanlıkta buluyoruz geçmişe

özlemi... Hayatlarımızı bırakıp geçmişe dönüyoruz, geçmişler varediyoruz kendimize

yaşanmamış yaşanması istenen...

Ve artık yüzümüz yok, sesimiz yok, hayallerimiz yok. Cansız bedenlerde can çekişen

ruhlarımız var sadece. Uzatmaları oynuyor ruhlarımız....

sevdiğim bir alıntı

Oysa...

  

Ne çok sözüm var oysa sana söylenecek. Her sabah şiir damlacıklarıyla uyandırıp seni,

gecenin kollarına da aynı şiirlerle belemek tek isteğim. Engeller varken güzeldir sevmek.

Oynar durursun içimde ve içirirsin gençlik ağularını her seni arzuladığımda.


Ben kendimi ele vermekten vazgeçmedikçe, aynı müziği, aynı şarkıları dinlemekten

bıkmadıkça, dilimde duaya dönüşen yakarışlarımı dinlemekten ve bu sevdayı yangınlara

dönüştüren gözlerin var oldukça, sana ölümsüz ritimlerle koşacağım gül dudaklım. Varsın

kalkmasın yaz kış yüreğimden keder, varsın içimdeki geceler sabahlara tutsak olsun.

Ayrılıkları bir peçe gibi ört yüzüne istersen.


Günlerdir ruhumun müziklerinden oluşan bir konserdi sana sunduğum. Tek kişilik bu

gösteride yalan da olsa bir alkıştı umduğum. Ama galiba sen sıkıldın ve salonu terk ediyorsun.

Bu oyun benim için çok kutsal Sevdiğim. Sahnede senin için yürekten ağlayabilirim.

Ama kaçmayı seçersen onu da ben alkışlayabilirim.....

sevdiğim bir alıntı...

özledimm

 
 

Seni öyle özledim ki ...

Günler, aylardı geçen sanki bir asır uzunluğunda,

İstemiyorum artık, geçmesin sensiz bir gece daha...

Bilmez misin ki bekler durur, hayalini kurarım öyle her uykuya dalışımda,

minicik kollarınla kucaklayacağın o anı ve

hani olurya yanağıma kocaman bir buse kondurmanı beklerim işte...

Rüyada olsan gel ne olur.

Seni öyle özledim ki...

Hani hep sorardın ya ..Neyimsin Sen ?

Meleğimsin! Neyimsin Sen aşkımsın! Neyimsin Sen bitanemsin bir bir bir..

Gel de sor yine ne olur gel artık Zuzum..

Hasretim sıcaklığına, o güzel kokan terine hasretim kokunu yolla.

Seni öyle özledim ki...

Oysa geç bulmuştum seni nede çabuk kayıverdin elleriminden Kartanesi misali

Yanığın acısı tarif edilir mi bebeğim işte işte öyle yüreğim...

Yapamadım affett başaramadım...

Bakar dururum şimdi hani o çok sevdiğin kaydırak vardı ya

Öyle oyunlar yapar hani kandırırdın beni.

Arkadaşların hala oyun yapıyorlar bebeğim.

Seni öyle özledim kii...

Hani uğur böceği şarkımız vardı dans eder, gülerdik seninle...

İşte o uğur böcekleri avuntum oldu meleğim...

Sanki hepsi sen ! hiç yalnız bırakmıyorlar beni, burdayım ben dercesine.

Seni öyle özledim ki..

Geceler sensiz kabus, gündüzler ise siyaha büründü...

Yüreğim talan, yüreğim üşüyor meleğim buz tutmuş nehirler gibi ...

Gelde çöz artık gell..

Rüyalarda kavuşmak bile güzel...

SENİ ÖYLE ÖZLEDİM Kİ...

f.e

Aranjuez Mon Amour - VHT