Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)




ecem

15 "yazı" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"yazı" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

gözlerini bırak bana...

 

Bari gölgeni bırak bana
Su çiçeklerinin en güzel yanları budur,

Giderken gölgelerini verirler suya.
Güz akşamları dal kıpırdamazken,

Suda halkalanan gözleridir
Sen de gölgeni bırak bana.

Gönlümün bin güzelliğiyle inanıp sevdiğim,
Güzelliğini burada ince ince aratma.

Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi
Birdenbire bir şeyler bırak.

Birşeyleri soğut, birşeyleri yak,
Dağıt birşeyleri, birşeyleri kur.

Kendini hiç yokmuşsun gibi bırakma
Kafamın her yanıyla bir şeyler öğrendiğim ,

Sonsuza uzanan sevinç, güzele vurgun tasa
En azından bin yılda arayıp bulduğum,

Bana bu şiirleri yazdırma artık
Beni burada gölgen gibi bırakma!!!

B.Gökçe

Çaresiz...

 

Seni görmediğim günler bir çakır diken büyüyor göz
bebeklerimde
Bir çocuk ağlaması başlıyor, kulaklarımda uzun uzun
Ellerim bir yerlere yapışıyor, kurtaramıyorum
Ya ayaklarım, o benim zavallı ayaklarım
Öyle şaşkın, öyle kararsız, öyle çaresiz ki
Seni görmediğim günler
Karanlıktayım, katran gecelerdeyim
Cehennem misali bir yerdeyim
Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse
İşte öyleyim...

Ümit Yaşar Oğuzcan

 

:(

 

Dokunma.!

 

Yağma be yağmur. İçim üşüyor. Islatma toprakları. Attığım her adım daha da ağırlaşıyor. Kokun sinmesin çiçeklere. Çoktan unuttum içime derin bir nefes çekmeyi. Çoktan unuttum ardından görünen gökkuşağının renklerini. Serinletmeye çalışma boşuna içimi. İstesen de beceremezsin yorulma boşuna.
Yağma yağmur. Çek git yoluna


Esme be rüzgar. Uğulduyor kulaklarım. Takatim yok itme beni. Titriyor bacaklarım. Bilmem hangi melodidir fısıldadığın. Duymuyorum. Uzun zaman oldu işitmiyorum hiçbir sesi. Çek elini eteğini dalların üzerinden. Eğme boynunu. Koparma yapraklarını. Bırak her biten ot her yeşeren yaprak yerinde güzel. Çalma! Yerinden yurdundan etme hiç birini. Kimseler yok işte sokaklarda. Issız her yer senin şansına
Esme rüzgar. Çek git yoluna.


Geçme be zaman. Sabrım bitiyor. Dur olduğun yerde. Her şey uzaklaşıyor. Unutturma bana çektiklerimi. Unutturma özlemiyle divane ettiklerini. Alışmaya çalışmadım hiç. Vazgeçmeye çalışmadım. Henüz çok taze yaram. Bırak kanasın. Bir gün dönmez biliyorum. Bekletme boşuna.
Geçme zaman. Çek git yoluna.


Akma be gözyaşım. Yüreğim yanıyor. Değmez bir vefasız için heder olmana. Eğer gözyaşım fayda etseydi ona gider miydi ardına bile bakmadan uzaklara. Kıyamadığı kopamadığı onsuz yapamadığıydım hani? Yazık. Ne boş sevmişim meğer. Ne boş yanmışım. Sanma bu benim ilk aldanışım.

Bakma gözlerime
Çoktan perde indi üstlerine
Bakarsam dayanamam ağlarım
Sarılma ne olur
Böyle bir şefkat fazla bana
Hep isterim sonra, alışırım
Sevme beni.
Gönül sayfamı çoktan kapadım
Dokunma sakın bana.
Yüreğim yaralı.
Seninde canını acıtırım....

Sen, Ben, O...

 

 

Sen, Ben, O !..

Her ben , dolaylı bir şekilde bir seni anlatış, bir senden yakınıştır.

Çünkü benim yerim seninle onun arasındadır.

Ve o değildir bana yakın olan, sensin

Ben ben olsam dilbilgisi kitaplarındaki tekil şahıs zamirlerini şu

sıraya göre düzenlerdim.

Sen, ben, o!

Başta sen gelir, çünkü ben diye bir şey yok sen olmadıkça.

Her ben, ben'liğini sen'le anlar

Behçet Necatigil

Ah Özlemler...

 

Onca kasvetli akşamdan sonra...

Nerden geldiğini bilemediğim

Ve belki de hiç bilemeyeceğim

Koyu bir mutluluk sarıp sarmaladı beni tam şu anda.

Odamda ayak seslerini duyduğum şarkı,

Sanki bir serenattı gece boyunca ruhuma,

Boşver diyor boşver,

Hey deli kız,

Ne takılıp durursun hatıralara...

Bak! Dinmiş lodosların uğultusu

Sönmüş Güneşin ateşi çoktan

Uzansan tutacaksın yıldızları

Pamuk daha pamuk ellerinle...

Ah...özlemler ahh

Birbirini öpen yağmur damlacıklarına ilişiyor gözüm

Hayret ! ilk kez ürpermiyor içim

Oysa ben hep korkmadım mı gök gürlerken,

Uykusuz kalıp, sabahlamadım mı?

Ah.. özlemler ah..

Bu gece daha bir zor olacak zaman tünelinde yolculuk

Nerden başlayacak, nerede bitecek

Kaf dağlarında mı anka kuşlarının kanatlarında mı?

Kirpiklerindeki sevda pınarlarından içmemi istercesine

Med-Çezir misali  bir ayrılıp bir kavuşurken,

Yüreğimde her mevsimin çiçeği işte tam bu vakit açıyor.

Aramam ki güzel olan her şeye senden başka bir sebep...

Ne hicran kaldı şimdi, Ne de sevdalara yakılan ağıt.

Bir kuş yeniden kanat çırpmakta

İçimde, bana uzak, sana yakın bir yerlerde...

Ah.. özlemler ah..

E.A

Gitmen gerek

 

 

yalnızlıkUçurum kenarında açamayan bir çiçek gibiyim

Korkuyorum!

Bir rüzgarla ayrılacağım köklerimden

Ve ben yok olup gideceğim.

Ne kopabildim aslında bunca zaman,

Ne de var gücümle tutunabildim yaşama.

Eyy bal gözlüm,  sanadır seslenişim!

Ne arkadaşım diyebildiğim, ne sevdam

Ne gel diyebildiğim ne de dön git,

Var git yoluna dokunma bana,

Kalayım ben bir avuç toprakla baş başa

Kaldıramaz yüreğim yok olur giderim bir dokunmanla

Bırak da kalayım ben yaşanmamışlıklarımla...

Çok bile bana dingin bir hava

Ve köklerimi ıslatacak kadar bir damla su

Var git yoluna dokunma bana

Kalayım ben yüreğimdeki dokunmamışlıklarımla...

f.e

Sebebini Bilmediğim...

   

Onca kasvetli akşamdan sonra... 

Sebebini bilmediğim

Huzur ve mutluluğu hissediyorum şu anda.

  Odamda gezinen müziğin sesi, 

Serenat yaparcasına ruhumu okşarken,

Boşver diyor boşver takılma hatıralarına...

Bak ! sönmüş güneşin ateşi çoktan

Dün gelmiş, yıldızlar yere inmiş...

Yanıp sönen, nefes alan ışıklar göz kırparken,

Gün batmış, ay ışığı olmuş özlemler.

Penceremde oynaşan yağmur damlacıklarına takılıyorum  bi anda

Parmaklarım takip ederken sevgi tomurcuklarını

Yolculuk yine anılarımda bitiyor.

Kirpiklerinin ötesindeki sevda pınarlarından içmemi istercesine

İki sevdalı misali bir ayrılıp bir kavuşurken,

Yüreğimde erguvan çiçekleri açıyor.

İşte o vakit,

Ne hicran kalıyor, ne de sevdalıya yakılan ağıt

Gönül penceremde... 

f.e

 

Sahiplenmek midir?

 

Sevmek ya da aşk Sahiplenmek midir?

Yaradılışına görmeden, duymadan sadece yüreğinden gelenle sevebilmek,

aşkların en güzelini hissedebilmek konulmuş iken mümkün mü o benim diyebilmek.

Tende can ı hissetmek ve sadece bunun için yaşayabilmek yerine ruhlarda

sonsuz sevgiyi bulabilmek değimlidir aşk ı ebedi kılan.

Öyleyse nedir bu bencillik, nedir bu ya benimsin ya toprağın nakaratları.

Acı değil midir ya da kavuşamamak yüreğine aşkı kazıyan ve tüm hücrelerinde

senden izinsiz nefes alıp veren.

Sen benden gittin öyleyse yoksun derken, Sen zaten O olmuşken,  senden giden kim  ve geride kalan sen misin ki ?

Yalnızlığın tam ortasında zannettiğin kendin, aslında iki kalp atmaz mı bedeninde,

hayallerin hep çift kişilik değil midir ki, avuntuların ve seni mutlu kılan.

Asla asla firar edemeyen ruhunla yaşarken, beslediğin aşk ı  böyle basitleştirmek isteğin neden ?

Tarifini yapamadığın duygular yansımışken gözlerinize ve O' nunla görürken dünyayı

nasıl olurda hala gitti diyebilirsin ki?

Kör baksa aşkı görür, aşka baksa kör olur misali 

sen en kuytu köşelerinde sakladığını sanırken, masumiyetin vermez mi seni ele...

Gün gelir unuturum dediğin, her gün batımı daha bir bileylemez mi yüreğinde taşıdığını.

Serap diyebilir misin yaşadıklarına,

tozlu raflarda bekleyen kitaplar gibi atabilir misin bir köşeye,

sel olup akmaz mı gün be gün hadi söyle...

Söyle bülbülün aşkını sahiplenebilir misin?

f.e

Susmalı...

 

Susmalı insan sırası ona gelince... Bazen bir anlık susmanın anlatabileceği şeyleri saatler

süren konuşmalar anlatmakta yeterli olamıyor.

Bazen susuşlara saklanıyor sevgiler... bazen de nefretler... Her susuş beraberinde bir

birlikteliği getiriyor yada ayrılığın soğuk duvarlarını örüyor araya. Söyleyecek, söylenmesi

gereken çok şeyler olduğunda da susuyoruz çoğu zaman. Kendimize anlatıyoruz nedense

karşıda ki dinlesin diye hazırladığımız hep 'ben' le başlayan uzun cümleleri.. Ve bitişlerde hep

 acabalar  kalıyor aklımızda ..

Her şeyi bitiriyoruz kimi zaman tek bir söz söylemeden, açıklama yapmadan. Susuşlara

saklanıyoruz yine...Bırakalım da onlar anlasın diye...

Herşey bittiği zaman başlayan şeyler bazen güzel de olabiliyor ama hiçbiri sonsuza kadar

sürmüyor. Sonsuz olacak bu defa diyerek başlanan her şey yarım kalıyor. Yarım

hayatlarımıza bir de yarım insanlar ekliyoruz sonra. Ve her her seferinde savunmamız onları

sonsuz sanmamız oluyor.


Tükeniyoruz yavaşça... Tüketiyoruz hayatı. Susuşlardan sıyrılıp yol oluşlara sığınıyoruz

sonra. Gidiyoruz...uzanıyoruz sonsuza. Yolcular gelip geçiyor üzerimizden adlarını bile

öğrenemiyoruz acelelerinden... acelemizden.

Her yolun vardır bir sonu deyip kendi sonumuzu keşfe çıkıyoruz. Vardığımız diğer yol

ayrımları da aynı bizim gibi; hepsinin üzerinde izler var geçenlerden ve hiçbirini silebilecek

kadar kuvvetli bir rüzgar yok ortalıkta.


Terk edilişler başlıyor sonra yapayalnız kalıyoruz... Kendi yarattığımız sessizliğe çakılıyoruz.

Ve diplerde arıyoruz sonsuzları. Karanlık sarıyor bizi... Karanlıkta buluyoruz geçmişe

özlemi... Hayatlarımızı bırakıp geçmişe dönüyoruz, geçmişler varediyoruz kendimize

yaşanmamış yaşanması istenen...

Ve artık yüzümüz yok, sesimiz yok, hayallerimiz yok. Cansız bedenlerde can çekişen

ruhlarımız var sadece. Uzatmaları oynuyor ruhlarımız....

sevdiğim bir alıntı